“Eksperlik sınavıyla gençlerin önü açılmalı”

0
17

Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK) Başkan Yardımcısı Fikret Gülbahar, sektörde genç eksperlerin önünün açılması gerektiğini söyledi. Sigorta Ekranı’nda açıklamalarda bulunan Gülbahar; “Sınavlarla sektörün ihtiyacı kadar genç eksper alınmalı” dedi.

SİGORTAMEDYA / SİGORTA EKRANI

Yaz sezonu olmasına rağmen yayınlarını aralıksız sürdüren Sigorta Ekranı, sektörün nabzını tutmaya devam ediyor. SigortaMedya Genel Yayın Yönetmeni Can Kantar’ın sunduğu programın konuğu Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK) Başkan Yardımcısı Fikret Gülbahar oldu.

Açıklamalarına COVID-19 sürecini değerlendirerek başlayan Gülbahar, “Öncelikle eksperlerin nasıl bir reaksiyon aldıklarını anlatmamız gerekiyor. Herkeste bir panik oluştu. SEİK olarak hemen ilk günden Hazine ve Maliye Bakanlığı ile istişare ederek fiilen ekspertiz işleminin durdurulmasını; eksperlerin mümkünse görüntülü olarak ekspertiz yapma imkanının sağlanması için talepte bulunduk. İki gün içerisinde bu talebimiz cevap buldu ve bir duyuruyla sigorta eksperlerinin uzaktan erişim de ekspertiz yapmaları yönünde olur çıktı. Ancak bu durum iş kaybı açısından eksperleri zorlamaya başladı. Yaklaşık yüzde yetmiş oranında iş azalmaları oldu. Sigortalılar salgın bulaşmasından çekinerek hasar dosyası açtırmamaya başlamıştı. Yeni normalle birlikte iş kayıplarındaki oran şu anda yüzde 30 seviyelerinde” dedi.

TÜSED’i okul gibi görüyoruz

Sektörle ilgili sivil toplum kuruluşlarında (STK) yıllarca görev aldığını belirten Gülbahar, “STK’larda görev alma konusunda meslektaşlarımız arasında iki görüş var. Bazıları ‘Ben bunlara hiç bulaşmayayım’ görüşünde. Bazıları da girenleri adeta suçlarcasına ‘Bunlar buralardan nemalanıyor’ şeklinde yanlış bir görüş içerisinde. Aslında o kadar ağır bir yük ki bu iş yıllardır bizim omuzlarımıza yüklenmiş taşıyoruz, bundan da yüksünmüyoruz. STK’lardaki kadroları mümkün olduğu kadar aşağıdan yukarıya doğru gençleştirmeye çalışıyoruz. Aralarında bir iki tane tecrübeli ağabeylerinin olmasına dikkat ediyoruz. İnanın mesleğimiz ile ilgili faaliyette bulunan STK’larda görev alma anlamında çok fazla rağbet yok. Bizim dernek yönetiminden (TÜSED) birkaç kişi SEİK’te görev yapıyor. TÜSED’i bu anlamda bir okul gibi görüyoruz” diye konuştu.

14 yılda 7 patlama oldu

Gülbahar, toplumda büyük yankı uyandıran patlama ve fabrika yangınlarını eksper gözüyle değerlendirdi. Sakarya’nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikası patlamasıyla ilgili konuşan Gülbahar şunları söyledi: “Bu fabrika 2006 yılından beri tam 6 kez patlamıştı. 3 Temmuz’da meydana gelen patlama ile beraber 7 oldu. Bu da bize gösteriyor ki iş güvenliği yönünde ciddi ihmal ve eksikler var. 14 yılda 7 patlama, patlayıcı sektöründe çalışan işyerlerindeki güvenlik şartlarının yeniden gözden geçirilmesi lazım geldiğini bize açıkça işaret ediyor.”

“Öncelikle ilgili tüzük ve yönetmeliğin acil ve eksiksiz olarak uygulanması gerekiyor” diyen Gülbahar, “Aksi takdirde bu acıların tekrar tekrar yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Patlama sonrasında basına yansıyan görüntüler ve açıklamalar çok önemli. Özellikle bir çalışanın ‘Denetlemeye gelenler yemeklerini yiyip gidiyordu. Onlara teşekkür ediyoruz!’ şeklindeki ifadesi, alınması gereken bilimsel önlemlerle ilgili mevzuatların uygulanması ve sıkı denetimlerin yapılması gerektiği net olarak bize açıklamaktadır. Dostoyevski; ilk yanlışa kaza, ikinciye hata, üçüncüye tercih demiş. Bu veciz söze göre aynı tesiste 7 patlama yaşanmışsa, dörtten sonra ki patlamalar cinayettir” şeklinde konuştu.

Tehlikeli madde işleyen fabrikaların sigortalanma noktasında zorunlulukların çok olduğunu söyleyen Gülbahar, “Sigorta şirketleri haklı olarak seçici davranıyor ve bu tip fabrikaları sigortalamıyorlar. Bu tip işletmelerin yönetmelik ve tüzüklere göre kontrol edilmesi gerekiyor. Özellikle patlayıcı ve parlayıcı ile çalışan işyerlerinde uygulanması lazım gelen çok önemli mevzuat hükümleri var. Bunlardan en önemlisi BEKRA olarak adlandırılan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ile ilgili yönetmeliktir. Bunun gibi birkaç tane daha önemli yönetmelik var. BEKRA’nın kontrolünü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı müştereken yapıyor. Tekel dışı bırakılan patlayıcı maddelerle,  av malzemesi ve benzeri ürünlerin üretimi, ithali, taşınması, saklanması, satılması ve imhasının denetlenmesine ilişkin çok detaylı bir yönetmeliktir” dedi.

BEKRA yürürlüğe alınmalı

BEKRA’nın 1987 yılından beri yürürlükte olduğuna vurgu yapan Gülbahar, “Bu yönetmeliğe göre patlayıcı üretilecek binaların nasıl inşa edileceğinden başlayarak her şey detaylıca dile getirilmiştir. Önemli olan bunların uygulanması ve denetlenmesidir. Bu yönetmeliğe bir açıklık getirmek üzere İçişleri Bakanlığı 2013 tarihinde bir genelge yayınlamış ve bu genelge BEKRA ile birlikte sektorde standartlığı sağlamıştır. Burada tek eksik denetimin olmayışıdır. Parlayıcı ve patlayıcı maddeleri işleyen iş yerleriyle ilgili tedbirler hakkında bir başka tüzük de PARPAT’tır. BEKRA, 2013 yılında yürürlüğe girdikten sonra bir türlü uygulamaya alınmadı. Uzun süre geriye atıldı. Halihazırda ötelenmiş vaziyette. BEKRA kapsamında aslında tesislerin proses kontrollerinin yapılması, tedbirlerin gözetlenememesi, denetlenememesi gibi bir durum söz konusu değil. Sıkıntı BEKRA’nın yürürlüğe girmemesinden kaynaklanıyor” diye konuştu.

Periyodik kontrol çok önemli

Parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli maddeler işleyen işyerlerinde alınacak tedbirler hakkında da bilgi veren Gülbahar, “İlgili tüzük savunma sanayiinde faaliyet gösteren, patlayıcı üreten kamu ve özel firmaların tamamını kapsamaktaydı. Ancak o tüzüğün kaldırılmasıyla mevzuatta boşluk oluştu. Bu nedenle tüzüğün güncellenerek tekrar uygulamaya alınması gerekiyor. BEKRA yönetmeliğindeki ertelemelerin acilen kaldırılarak yönetmeliğin bir an önce yürürlüğe sokulup harfiyen uygulanması gerekir. Patlayıcı üretim tesislerinde kullanılan tehlikeli kimyasalların miktarına bakılmaksızın hepsi BEKRA kapsamında değerlendirilerek, yönetmeliğin şartları yerine getirilmeli. BEKRA herkesi kapsayacak şekilde uygulamaya alınmalı. Bu iş kollarında güvenlik kültürünün yerleşmesi amacıyla bütüncül proses uygulamalarına ilgili bakanlık eli ile başlanmalı. Bu tesislerin periyodik olarak kontrollerinin yapılması lazım. Bunu yapan uzmanların mümkün olan her türlü dış etkiden bağımsız bir şekilde denetimini yapması, öneride bulunması ve gerektiğinde üretimin durdurulması gibi kararları verme yetkilerinin olması gerekiyor. Patlayıcı ve parlayıcı madde işleyen tesislerin periyodik denetiminde kullanılan  forumlar vardır. Bu forumlarda proses güvenliği, kontrolü ve çevre kontrolü ile ilgili maddeler yoktur bunların da eklenmesi şarttır” dedi.

SEİK olarak, madencilik sektörüne yönelik çok başarılı bir çalışmayı ortaya koyduklarına dikkat çeken Gülbahar, “Yer üstü ve yeraltı kömür ocaklarında ve maden ocaklarında zorunlu risk teftişi uygulamalarımız vardı. Bu teftiş sonucunda çalışanların zorunlu ferdi kaza sigortası yaptırılmaktadır. Patlayıcıyla ilgili firmalarda çalışanların da ferdi kaza sigortalarının yaptırılması gerekiyor. Bunlar sigortalı olmadan önce tesise bir heyet gider. Bu heyet orada iğneden ipliğe bir çalışma yapar ve bu çalışmanın sonucunda buranın sigortalanma noktasında karar verir ve oralar sigortalanır” şeklinde konuştu.

Gülbahar, “Denetimlerin kaza gerçekleştikten sonra değil yıl içerisinde belli aralıklarla yapılması gerekiyor” diyerek sigorta şirketlerine yönelik mesajlarını şöyle sıraladı:

Sigorta şirketleri ince eleyip sık dokuyor

“Sigorta sektörünün bakış açısı çok önemli. Sigorta şirketleri; brokerler, acente ve bankalar üzerinden üretim ve pazarlama yapıyor. Üretimin temel felsefesi, risk derecesi ile hasar prim oranıdır. Bu oran sigortacının istediği düzeyde değilse o tesis sigortalamıyor veya sigortası devam ettirilmiyor. Tüketici de gelecekte ‘Tek başıma karşılayamayacağım bir riskin gerçekleşmesi halinde sigortasız yakalanırsam bu benim battığımın resmidir’ diye düşünüyor. Bu düşüncesi varsa sigorta poliçesi satın alma yoluna gidiyor. İki tarafın da olaya bakışlarının temel felsefesi bu ülkemizde son derece modern makinelerle donatılmış; can ve mal kaybı açısından son derece bilimsel tedbirler alınmış modern tesislerimiz çok. Bunun yanında can ve mal güvenliğini adeta yok sayan, denetimden muaf pek çok işletmemizin olduğu da malumdur. Sigortacılar da işte bu geniş yelpazede ince eleyip sık dokuyor. Böyle de yapmak zorundalar.

SİGORTA EKRANI

SEİK’in 2 senelik icraatları

SEİK’in 2 senelik faaliyetlerini de anlatan Gülbahar şunları söyledi: İki senelik faaliyet dönemimizde pek çok konuyu gündemimize alıp sonuçlandırdık. Bunların içerisinde, Tahkim Bilirkişilik konusu can sıkıcı bir vaziyetteydi. Bazı kişilerin tekeline girmiş bir pozisyonda, art niyetli uygulamalar vardı. Tahkim’de artık sıralı atama yöntemine geçildi. Seçici davranma, kişi koruma ve kollama engellendi. Bunun yanı sıra sektörümüzde değer kaybı hesaplaması da can sıkıcıydı. Değer kaybı hesaplamasına da aynı şekilde sıralı atama yöntemi ile getirdik. Bir de ücret tarife sıkıntımız vardı. 1949 yılından bu yana çözülemeyen, çözüldü denildiğinde de yarım çözülen; yani oto dışını dışarıda bırakılmıştı. Onu da bu icra komitesi döneminde sonuçlandırdık. Yönetmeliğe de girdi.”

Genç eksperlere öneriler

Gülbahar konuşmasının sonunda genç eksperlere ve eksperliği meslek olarak seçecek öğrencilere önerilerde bulundu. Eksperlik mesleğinin dışarıdan göründüğü kadar kolay bir meslek olmadığını söyleyen Gülbahar, “İçi seni dışı beni yakar diye bir laf vardır ya… Eksperlik de öyle. Bu iş hiç de kolay bir meslek değil. Cumartesi-pazarı, bayramı-seyranı, tatili ve gecesi-gündüzü yoktur. Zor bir meslek derken, gençlerin gözünü korkutmak istemiyorum. Mesleğimizde iş kaybı da giderek çoğalıyor. Burada sigorta şirketlerinin eksperlere karşı tutumu da önemli. Kendi bünyelerinde eksper atamadan bazı dosyaları kapattıkları biliniyor. Biz yeni gelen arkadaşlarımıza mesleği etik kurallar çerçevesinde yapmalarını öneriyoruz. Eksper sınavlarının ihtiyaçlar doğrultusunda uzun sürelere gerek kalmadan yapılması gerekiyor.” 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz