KONTRA SİGORTACI: Rüzgârın yönü değişiyor mu?

0
20

Merhaba değerli okuyucularımız,

Yakın zamanda ülkemizdeki bankacılık aktif büyüklükleri açıklandı ve uzun yıllar sonra bir ilk gerçekleşti. Bankacılık sektörünün ilk üçü artık devlet bankaları. On yıl önce ilk şirket devlet bankası iken iki ve üçüncü şirketler özel bankalardı.

Biz bunu aslında sigorta sektöründe de yaşadık. Devlet sigorta şirketlerinin birleşmesi sonucunda hem hayat, hem hayat dışında lider şirket, artık devletin sigorta şirketi oldu. Hele ki hayat ve emeklilik tarafında öyle bir piyasa payına ulaştı ki takip eden şirkete uzak ara fark attı.

Daha önceki yazılarımızda da belirtmiştik. Devlet, artık piyasa yapıcı role bankacılık, sigorta ve emeklilikte daha fazla soyunuyor. Bunun temel sebeplerinden biri de, dört yıl önce seçilen Amerikan Başkanı’yla birlikte daha çok esmeye başlayan milli ve devletçi politika rüzgarlarının da etkisiyle devletimizin finans sektöründe daha görünür olma vizyonuydu.

Aslında bu rüzgarlar, 2008-2009 finans krizi sonrasında başlamış; kriz bir şekilde atlatılsa bile globalizmle birlikte liberal politikaların sonuna yaklaşıldığı konuşulmaya başlanmıştı.

Aslında sektörümüze baktığımızda, bu rüzgarların nicedir esmekte olduğunu görüyorduk zaten. 2005 civarında başlayan yabancı sermaye akını sonucunda sektörümüzün (özellikle hayat dışının) yüzde 80’i yabancı sermaye yatırımı haline gelmişti. Ancak, son 5 senedir buradan bir geri dönüş başladı. Kendi ülkelerine dev sigorta grupları ülkemizdeki yatırımlarından satarak veya devrederek çıkmaya başladı ve bu arada kurulan tüm yeni şirketler de yerli sermayedarlar tarafından kuruldu. En son olarak da Hazine, yerli bir reasürans şirketi bile kurdu.

Liberal politikalar öne çıkacak

Şimdi ise yeni bir durum ile karşı karşıyayız. Son Amerikan Başkanlığı seçimini bu sefer Demokratlar kazandı ve gerek verilen mesajlar, gerek göreve geleceği söylenen kabine üyelerinin geçmişlerine bakıldığında, liberal ve global sermaye politikalarının tekrar öne çıkacağı anlaşılıyor.

Bununla eş zamanlı olarak da ülkemizde önce Merkez Bankası Başkanı, sonra da Hazine ve Maliye Bakanı değişti. Ayrıca Cumhurbaşkanı da verdiği demeçlerde ülkeye yatırım yapacak yabancı sermayeyi rahatlatacak ve güvence verecek reformlar üzerinde çalışıldığını belirtti.

Bu durumda yeni esen rüzgarların sektörümüze tekrar bir yabancı sermaye girişi etkisi olur mu bilemiyorum. Aslında sektörümüz finansal sonuçlar açısından 10-15 yıl öncesine göre daha iyi ve ümit verir durumda; ancak yabancı yatırımcı psikolojisi pozitife döner mi onu da zaman gösterecek.

Benim fikrimi soracak olursanız, bir veya iki dönem daha, liberal ve global sermaye politika rüzgarları tüm dünyayı etkisi altına alabilir. Ancak, sonrasında yine milliyetçi ve devletçi politikalara dönüş yapılacak diye düşünüyorum. Umudum bu geçişin olabildiğince yumuşak olması, kan dökülmeden, savaş çıkmadan.

Bu aylık da bu kadar, kalın sağlıcakla.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz