16 Haziran 2021, Çarşamba
spot_img

Küresel ve sektörel olarak yanıyoruz, yakılıyoruz. Yeter!

Hayatımız Sigortalı Dergisi Yazarı ve Sigorta Eksperi Mustafa Nazlıer, Eylül ayı sayısında küresel ve sektörel yangınları yazdı. Nazlıer’in “Küresel ve sektörel olarak yanıyoruz, yakılıyoruz. Artık Yeter!” başlıklı makalesi şöyle…

Mustafa Nazlıer
Hayatımız Sigortalı (Eylül 2018)

Küresel bir sorun ile uğraşırken yalnız değilsinizdir. Yerel bir sektör sorununda ise tamamen yalnız ve çaresiz durumdayız. Her iki konu için kısa açıklama ve saptamalar ilgi çekici olabilir.

Küresel ısınma ve yangınlar;

Tartışılmayan bir konu; iklim bilimciler yangınların iklim değişikliğine bağlı küresel ısınmanın etkileri olduğu konusunda hemfikir. Özellikle artan yangınlar ile beraber seller çok çok daha önemli sorunlar yaşayacağımızı gösterirken nelerin çözüm önerisi olduğu konusunda ortak akıl yok.

Bu konuda araştırma yapan ve çalışan bilim insanları var. Konuya ilgi duyan Kanada Alberta Üniversitesi’nden Mike Flannigan, orman yangınlarının aslında normal olduğunu ve yeni ekosistemin bir parçası olduğunu ifade ettikten sonra ekliyor: “Bazı çam ağaçları tohumlarını bırakmak için ısıya ihtiyaç duyar. Fakat problem, yangınların ne kadar hızlı yayıldığıdır. Kısmen ağaçların üremesini sağlayan sıcaklık artık onları yok ediyor ve bunun nedeni tartışmasız iklim değişikliği.”

30 yıldır iklim değişikliği ve yangınlar konusunda araştırma yapan Flannigan’a göre küresel bir şekilde sıcaklıklar artıkça kurak mevsimlerin süresi artıyor, buna karşılık yağış mevsiminin süresi azalıyor.

Jet rüzgârlarının etkisi

Jet rüzgârlarının enerjisini kutup alanları ve ekvatordan aldığını ifade eden Flannigan, “Yaşanan sıcaklık artışı nedeniyle yağmurlar azalıyor. Kutuplarla ve ekvatordaki sıcaklık farkı düştükçe jet rüzgârları havada durgunluk yaratıyor. Yağmurlu bölgelerde sellere, sıcak bölgelerde kuraklığa neden oluyor” diyor.

Dünyayı kül etmeye devam ederiz

Sibirya’dan Cezayir’e kadar her yerde rekor seviyede sıcaklık oranlarının kaydedildiğini söyleyen Flannigan birçok yerde eskiye nazaran daha çok sel felaketi ve orman yangınları yaşandığını ve artarak devam edeceğini bildiriyor ve ekliyor: “Ya fosil yakıt kullanımını acil bir şekilde olabildiğince azaltırız ya da dünyayı kül etmeye devam ederiz” diyor.

Oxford Üniversitesi Çevre Değişim Enstitüsü görevlisi Friederike Otto‘nun görüşlerine yer verilen haberde “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) iklim değişikliğine bağlı olarak sıcaklık artışının 2030 ile 2050 yılları arasında dünya çapında 38 bin fazladan ölüme neden olacağını öngörüyor.

climate change 3

2018 yılı Temmuz ayında yaşanan doğa felaketlerine bakınca;

  • Türkiye’de 33 ilde 100’den fazla yangın olmuş. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü’nün internet sayfasında yer alan bilgilere göre 18-26 Temmuz tarihleri arasında 33 ilde 100’den fazla orman yangını çıktı. 8 günlük verilerin aktarıldığı sayfaya göre, Türkiye’de günde ortalama 12 buçuk yangın çıkıyor.
  • Yunanistan’ın başkenti Atina’nın kuzeydoğusunda bulunan Mati köyü yakınlarında çıkan yangınlarda şu ana kadar 85 kişi öldü. Yüzlerce kişi de kayıp.
  • İsveç son 260 yılın en sıcak Temmuz ayını yaşıyor. Kuzey kutup çizgisine yakınlığıyla bilinen ülkede yaklaşık iki haftadır devam eden orman yangınlarında yaklaşık 25 bin hektarlık alan yok oldu. Yapılan açıklamada uçakların 3 bin metre yükseklikten attığı bombaların basınç etkisi yaratarak ve alanda bulunan oksijeni yok ederek belirli bir alanda yangını söndürdüğünü belirtiliyor.
  • Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Kitzingen kenti sıcaklık rekoru kırdı. 1881’den beri tutulan kayıtlara göre iki hafta önce ölçülen sıcaklık 40,3 ilk defa dereceye ulaştı. Almanya’da aşırı sıcaklar yılda ortalama 585 hektar ormanlık alanın yanmasına neden oluyor.
  • Fransa’da aşırı sıcaklar sebebiyle turuncu alarm verildi.
  • Belçika son 40 yılın en kuru Temmuz’unu yaşadı.
  • İngiltere son 400 yılın en sıcak yazını yaşıyor.
  • Hollanda’da sarı alarm verildi. Hollanda’da iki hafta daha yeterince yağmur yağmaması durumunda 100 yılda bir gerçekleşen kuraklığın tekrar yaşanabileceği uyarısı yapıldı.
  • ABD – California’da OHAL ilanı edildi.
  • Kanada’da aşırı sıcaktan 33 kişi öldü.
  • Meksika İki kez OHAL ilan etti.
  • Japonya’daki selde 222 kişi öldü.
  • Çin’de aşırı yağışlarda 63 kişi öldü.

Batı Avrupa’da rekor sıcaklık

İsveç Meteoroloji yetkilisi Deane Bajic, Avrupa’nın özellikle batısındaki ülkelerde rekor sıcaklıkların görüleceğini söyleyerek, “Kentsel sıcaklıklar 45 derece civarında olmasına rağmen 50 dereceye kadar sıcaklık artabilir” diyor.

Küresel ısınma dünya genelinde orman yangınlarıyla anılırken ülkemizde de aynı sorunlara ilave olarak artan ısı karşısında soğutma sistemlerinin aşırı kullanımı enerji tüketimini tetikliyor. Artan enerji kullanımı yetersiz alt yapı, bakım ve dağıtım sorunları ile risk yaratıyor. Enerji dağıtım stabilitesi sağlanamadığından her türlü dalgalanmada fabrika, tesis, iş yeri, atölye ve konutlardaki cihazların yanması ve patlaması v.b olayları yangınla sonuçlandırıyor. Bu yapışık risk zincirine Çin malı üretim, kalitesiz malzeme ve kalitesiz montaj eklendiğinde yangınlar kaçınılmaz oluyor. Küresel olarak ayrı yanarken yerel olarak daha bir fazla yanıyoruz. Her türlü yangın artarak devam edecek ne yazık ki!

Koşullar ortada iken hala sigortalı olmayı da tartışıyor olmak aşağıdaki yangını da sorgulatıyor.

climate change 2

Sektörel yangın:

Yangın türü sektörel ısınma “boşa geçen zaman” demek. Reasürörler, sigorta şirketleri, brokerler, acenteler ve eksperler özetle sektörün tamamı elinde avucunda ne varsa verdi, sundu ve yaptı. Söylenenlerin, tasarlananların ve beklentilerin tamamına uydu, istenenlerin tamamını yaptı, istenmese de yaptı, kimsenin verecek bir şeyi de kalmadı. Özellikle hiç kimsenin ne zamanı ne de tahammülü var.

Uzun süredir ülkemizde her alanda önemli değişim, kalkınma, ilerleme v.s yaşanıyorken sigorta sektörünün bu denli kötü bir sürece sürüklenmesinin sebebi kesinlikle sektörün kendisi değildir. Öyle olsaydı hemen müdahale edilir ve gereği de yapılırdı. Buna rağmen sektörün cezalandırılıyor olması veya algı yaratılarak saptırılmaya çalışılması doğru değildir ve gerçekleri örtemez. Son 15 yıl değil sadece 5 yılı inceleyerek özetlemek isterim.

Ülkede toprağa düşen gazoz kapağından neredeyse gazoz ağacı çıktı. Sigorta sektöründe ise yaprak kımıldamıyor.

YILLAR BAZINDA ( USD )
2010 2010 2011 2011 2012 2012 2013 2013 2014 2014 2015 2015 2016 2016
Kişi Başına prim Prim/

GSYİH

Kişi

Başına

prim

Prim/

GSYİH

Kişi Başına prim Prim/

GSYİH

Kişi Başına prim Prim/

GSYİH

Kişi Başına prim Prim/

GSYİH

Kişi Başına prim Prim/

GSYİH

Kişi Başına prim Prim/

GSYİH

Dünya 627 6,9 661 6,6 655 6,5 652 6,28 662 6,17 621 6,23 638 6,3
Türkiye 125 1,28 135 1,3 144 1,37 163 1,52 149 1,45 141 1,55 164 1,52
Sanayileşmiş Ülkeler 3527 6,9 3.712 8,58 3.677 8,59 3.621 8,27 3666 8,15 3440 8,12 3505 8

Bu oranlar ile sektörün ilerlemediği, yıllardır Prim/GSYİH diye adlandırılan sigorta penetrasyonunun yüzde 1,5 düzeyini aşamadığı ortada. Sorunların tamamını, kaynağını ve gerekçesini biliyoruz. Aynı kişiler ile aynı koşullarda farklı sonuç alınamayacağını da biliyoruz.

Sigortacılık düzenleme ve denetleme kurumu artık kurulmalıdır

Geçmiş yıllardan beri süregelen ve ötelenen sorunların zirve yaptığı bir dönemde Sayın Murat Kayacı’nın Sigortacılık Genel Müdürlüğüne atanmış olması kendisi için iyi mi kötü mü bilinmez. Kesin olan “gerçekten çok zor bir dönemde görev alıyor” olmasıdır. Kendisine sabır ve başarılar dilerim.

Diğer taraftan; 21.12.1959 yılında 10394 sayılı resmi gazete ile yayınlanan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu uzun yıllar yürürlükte kaldıktan sonra 14.06.2007 tarih ve 26552 sayılı Resmi Gazete yerini yeni yasaya bıraktı. Yaklaşık 28 yıl kullandığımız 7397 sayılı Murakabe Kanunu için çıkarılan yönetmelik ve tebliğlerin sayısı ile 10 yıldır yürürlükte olan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu yürürlüğünde çıkarılan yönetmelik ve tebliğlerin sayısına bakılırsa sorunun kaynağı tartışmasız bellidir. Hiç değilse yeni yasa olması sebebiyle 10 yıl sorunsuz olmasını temenni ederdik. Aksine sektörün en zor dönemini yarattı ve yaşattı. Yorum ve görüş değil saptama.

Bu gün tartışmasız ve somut olan sorun kaynağını biliyor olmayı kazanım olarak görerek daha iyisini yapmak üzere taşın altına hepimizin elimizi bir kez daha koyması gerekiyor. Kırılma ve alınganlık göstermeden 2023 öncesi yeni yapılanan ülkemizin küresel ve bölgesel aktör olabilmesi için tüm tarafların sorumluluk alması kaçınılmaz.

Tam bu noktada sektör yangınını söndürecek olan tek ve gerçekçi çözüm önerisi Sigorta Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yapılandırılması olacaktır. Dünya pazarlarının tamamında bilindiği üzere bankalar, finans kuruluşları, endüstriyel tesisler ve yatırımlara sahip ve yöneticilerinin de reasürör ve sigorta sektörü olduğunu unutmamak gerek. Bu aşamada gelişim ve yeniden yapılanma yolculuğuna başlarken evrensel eşitlerini esas alarak planlamalıyız. Teminat üreten ve satan bölgesel aktör olmanın da yolu bu planlama ve düşünceden geçer.

Sektör yangını bir başka şekilde söndürülemez

Geçmiş yıllarda Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesi, Dünya Bankası ve IMF’nin raporlarında da benzer görüşler ileri sürülen Türk sigorta piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesinin tek çatı altında toplanması özerk bir Sigortacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun kurulmasını gerektirmektedir. Sektör yangını bir başka şekilde söndürülemez.

Tüm tarafların en iyi olanı düşünme ve yapma isteği varken, yeni Türkiye’yi geleceğe hazırlıyorken, ortak akıl ve irade iş birliğine hazırken kötü olan bu durumu fırsata çevirmek zorundayız. Sigorta Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nu mutlak istiyor, destekliyor ve zamanlaması itibarıyla vakit kaybedilmeden gerçekleşmesini bekliyoruz.

Sektör adına bunu sağlayacak tüm olanakların Türkiye Sigorta Birliğinde hali hazırda mevcut olması büyük avantaj. Sigortacılık konularında küresel ve yerel tüm veriler ile yeteneklere sahip olan Türkiye Sigorta Birliği’nin koordinatörlüğünde olmasına engel ne olabilir ki?

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER