5 Ağustos 2021, Perşembe
spot_img

Mustafa Nazlıer yazıyor: Covid-19’un katkılarıyla!..

Hayatımız Sigortalı Dergisi Yazarı Uzman Eksper Mustafa Nazlıer, derginin Haziran sayısında Covid-19’un etkilerini eksper gözüyle ele alıyor. Nazlıer’in “Covid-19’un katkılarıyla başlıklı yazısı şöyle…

Sigorta sektörü uzun süredir şekil sigortacılığı alışkanlıklarını sürdürmekteydi. Sözleşme içerikleri esas alınmadan sadece fiyat rekabeti, hizmet rekabeti olmadan fiyatla müşteri çalma rekabeti, pastayı büyütmeden birbirini tüketme alışkanlığı ile devam ediyordu. Diğer taraftan; 7397 sayılı Sigorta ve Murakabe Kanunu; 60 yıldan fazla yürürlükte kalırken sayısız ek düzenleme, yönetmelik ve tebliğ ile sektörü bu günlere kadar getirdi ama; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 2007 yılında çıkmasına rağmen 10 yıl derdimize derman olamadı. Bu da son 10 yıldır sürekli vurgulayarak açıklamaya çalıştığım önemli bir konudur.

Türk Ticaret Kanunu (TTK), amir kanun ise 5684 sayılı Kanun prematüredir.

Sigorta sözleşmeleri, TTK’ya karşı olamayacağına göre her aşamada TTK’yı esas alacak isek bu genel şartlar ile gitmez, sürdürülemez.

Bu denli küresel olan ve her anlamda öyle de olması gereken sigortacılık endüstrisi için bu denli siyasallaşmak zarar veriyor.

Türkiye, Türki devletler ve coğrafyası için önderlik edeceği bir sistemi, anlayışı kabul görecek nispette koordine etmelidir. Lloyd’s ve Londra Pazarları bölgesel etkinlik için Dubai’yi merkez yaptı. Ortadoğu ve bağlantıları artık, Lloyd’s yerine bu merkezden yönetiliyor.

Maalesef değişemiyoruz

Uzun süredir kendi köşemden bunları yazarken değişimi ütopya olarak görüyorum. Maalesef değişemiyoruz. Değişime başlangıcımız ve anlayışımız temelde doğru değil. Bir şeyleri “Ben yaptım oldu” diyerek devam ediyoruz. Kimse kimseyi dinlemiyor, anlamıyor ve sanırım bir saygı sorunu da var. Emek ve bilginin hiçbir değeri yok. Acımasızca cezalandırılıyor. Nepotizim doruk noktasında. Geleceği tükettik. Yeni nesillere bu şekilde hiçbir şey aktaramayız.

Mevcut durumu gören yeni nesillerin karamsar ve umutsuz olmasını anlamalıyız. Mevcut koşullarda oto dışında hasar yönetimi yapılmaz ise kendi kendine sonuçlanacak her süreç tazminatla son bulur. Tazminatla son bulsa da müşteri memnuniyetini sektör değil, avukatlar ve ticari hasar yönetim mekanizmaları sağlamış olur.

Küresel bir sektörü yerel de değiştirirken hukuktan koparamayız. Hukukun evrensel ilkeleriyle hasar yönetilecek ise amir kanunlar esas alınmak zorundadır. Endüstriyel hasarlarda hukuk (Sigortacılık Kanunu, TTK, Türk Borçlar Kanunu) ilkelerini ve teknolojiyi kullanarak hasar sürecini yöneterek somut ve gerçek zarar tespit edilebilir. Başka seçenek de yoktur.

Aşamalarında hukuk, bilim ve teknoloji kullanılarak bir süreç yönetimi yapıldı ise rizikonun yakın sebebinin saptandığını, rücu hakları veya kusur gibi hak edilen hususları da saptayarak garanti altına alınır ise hasar maliyetleri ve beklentilerin doğru düzeye geldiğini, tarafların daha gerçekçi yaklaşımlarda bulunduğunu göreceksiniz. Mevcut koşullarda; hukuk, bilim ve teknoloji eksik kullanıldığında hasarı, sektör dışının yönettiğini çok açık görebiliyoruz. Herkesin her şeyi bildiği bir cehalet döneminde en büyük aktör, Google arama motoru olarak görünüyor.

Bildiğini sansa da TTK gözetilerek süreç yönetilmediğinden hasar dosyaları hasar servisinde değil hukuk servisinde kapatılıyor. Bu duruma yakın zamanda ve doğru şekilde son vermek zor görünüyor. Yeni yasa ve çatı yasa olarak çıkmaz ise SEDDK hayallerimiz suya düşecek. Sektörün tek ve yalnız kurtarıcısı SEDDK’dan çok şey bekliyoruz. Başka seçenekte zaten yok. Umarım uzun zaman almaz ama sigorta sektörünün kendi dinamikleriyle yönetildiği bir yasa mekanizması olmaz ise hiçbir şey değişmez.

Çalışma alışkanlıklarının ötesine geçildi

Yasa değişsin veya değişmesin son 10 yıldır hasar yönetiminde reasürörlerin ve hukukçuların sorduğu konulara cevap verebilmek için uğraşırken eksik taraflarımızı gördük. Hasarı yönetemiyoruz. Dellilendirme, yorumsuz somut tespitlerde bulunma, kayıtlandırma, kullanılan yazı dilini sadeleştirip kesinleştirme, hukuk içinde ve hukuka bağlı kalma, bilim ve teknolojiyi mutlaka doğru ve yerinde kullanma, gerekli ve doğru partnerler ile çalışma (kök sebep analistleri, uzmanlar, akademisyenler, bilim adamları ve bu tür faaliyetleri gerçekleştirenler), küresel gelişmeleri yakından taklip edip uygulamalara yansıtma, her an değişime hazır ve sindirerek bunu gerçekleştirmek gibi çalışma alışkanlıklarının ötesine geçtik. Aksi halde her hasarı bilgi ve takdirlerinize şeklinde yazılan raporlar ile göndermek zorunda kalıyorduk.

Kök Sebep Analizi önemli

Özellikle ana başlıklarıyla oto dışında olmazsa olmaz çalışmalar için risk analizini esas alarak başlayan ekspertiz sürecinde risk mühendisinin tespitlerini dikkate alıp, olayın ‘kök sebebini’ bulduktan sonra yakın sebep analizi de yaparak TTK, Borçlar Kanunu vb. amir kanunlar nezdinde ağır kusur ve kusur dahil her uygulama legal ve doğru biçimde yansıtılmaya başlandı. Zor ve zahmetli olsa da bundan böyle aşağıdaki kelimeleri oto dışında çok daha sık duymaya başlayacağız. On yılımızı alan ve bizi geliştirdiğini gözlemlediğim Kök Sebep Analizi mesleki “mottolardan” birisine aday. Kök sebep yok ise her şey yakın sebeptir.

Öde gitsin!

Hasar yönetiliyor ise ve yönetilecek ise tek amaç hukuk ve hukukçuların kabul edeceği , onaylayacağı somut bir sonuç için öncelikle Kök Sebep Analizi ( Root Cause Analysis ) ardından Yakın sebep Analizinin ( Causa Proximate ) tartışmasız sunuluyor olması gerekli . Bir sigorta eksperinin mutlak yapması gereken ilk çalışmalar bunlar. Ve hatta İngiliz sigorta sektöründeki ekspertiz şirketleri gibi ; hasara ait tüm süreçleri yönetme, rücu takibi ve hasar ödeme dahil tamamını üstlenebilecek yapıların oluşmasını çok isteriz. Hatta tamamen buna odaklandık ve amaç edindik. En büyük destekçimiz ve partnerimiz COVİD 19 oldu..

Teşekkürler Covid!

Sigorta sektörünü kökten değiştiren pandemi, eksper olarak bizleri hayallerimize yaklaştırdı. Biz, bilgisiyle ahlâkını bütünleştiren, hukuk ve etik kurallarına sıkı sıkıya bağlı, saygı duyulan ve saygı gösteren bir sigorta eksperi olmak için arayıştayız. Sektör eve çekildiğinde tüm beklenti ve taleplerine karşılık vermek için fırsat doğdu. Covid bizim neler yapabileceğimizi gösterecek. Veya neleri yapamadığımızı gösterip oto eksperleri gibi sisteme yenik düşeceğiz. Asla kabul etmemek için bizim en iyisini değil kimsenin düşünemediğini de yapıyor olmamız gerek. Aksi halde resim çekip bilgi ve takdirlerinize diye yazılan raporların yerini yapay zekâ alacak. Bazı mesleklerde en büyük rakip “WhatsApp” Hâlâ yapay zekâyı rakip olarak görmüyorum.

Ama yapay zekayı işe alıp bir çalışan gibi destek unsuru olarak kullanarak herkesin ve her şeyin yerini göstermek gerekiyor. Hasar servisleri ve hukukçuların beklentilerini karşılayamaz ve içeriği dolu, doğru ve somut çalışmalar sunamaz isek WhatsApp bizi tüketecek. Partnerlerin bizden ne beklediğini, sigortalıların bizlerden ne beklediğini bilerek bu dönem fırsatları değerlendirmemiz gerek. Tam bağımsız ve tam tarafsız ama en doğru ve en iyi seçenek olmamız gerek. Yazımı bitirirken; mutlaka ve her zaman önce Kök Sebep, sonra Yakın Sebep. Bilim, Hukuk ve Teknoloji diyorum. Son olarak değişime katkılarından dolayı teşekkürler Covid, artık geri gelmemek üzere gidebilirsin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER